Gezilerimiz, Türkiye

Derebaşı virajları 3. gün Kuşmer yaylası Soğanlı geçidi

kuşmer yaylası bayburt

Dangerous Roads listesinde dünyanın en tehlikeli yolu seçilen Derebaşı virajları, D915 Bayburt – Of yolunu bisikletle geçtik. Hem de mayıs sonunda karlar daha erimemiş, sisler her yeri sarmışken.

Rotamız Bayburt’tan başladı, Aydıntepe, Kuşmer yaylası, Soğanlı geçidi, Derebaşı virajları, Karaçam virajları, Turnalı yaylası, Karester yaylası, Uzungöl, Çaykara üzeri Trabzon’ dan dünyadaki başka tehlikeli yollara doğru devam etti.

Yolculuğumuz ramazan ayının ilk haftasına denk geldi, çok şanslıydık! (27 mayıs – 3 haziran 2017)

Derebaşı virajları 3. gün Kuşmer yaylası-Soğanlı geçidi yolculuğu

 

kuşmer yaylası gümüşdamla

Gözlerimi açtığımda gördüğüm dünya kendimi, beni yeniden var mı ediyor yoksa yok mu ediyordu? Geri sayımda mıydık yoksa ölümsüzlük yolunda mı?

İç sorgulamalarla zihinlerimizi yakmaya gerek yoktu. Yollardaydık, 5 çantamız ve yoldaşlarımız koçkar ve kuzgun’la. Yol bizi insanların olmadığı yaylalara götürecekti. Güneş de tatlı tatlı ısıtıyor dünyaya doğru ışık saçıyordu. Işık olduk parladık, düştük yollara! Gümüşdamla köyüne doğru yol yılan gibi kıvrılıyordu.

Gümüşdamla köyü Kuşmer yaylası yolu

 

kuşmer yaylası çıkış

Gümüşdamla köy merkezinde parmaklarımla rahatça sayılabileceğim, öteki dünyayı şimdiden yaşayan dedeler çeşmenin suyunu öve öve bitiremezken su depolarımızı doldurduk. Kuşmer’e doğru başlayan çılgın yokuşlara kafa tuttuk! Ya da kafa tuttuğumuzu sandık çünkü Kuşmer yokuşlarında bir türlü yol olamadık yahu! Yolda var olmak üzerine konuk yazarımız Barış’ın sorgulatan yazısı bu konuyu derinlemesine irdeler. Coğrafya işte, pedalladığımız yerler dağlık ve kuraktı bir hiçlik paradoksu içinde.

 

kuşmer yaylası yokuş

Bozkır stepleri ve tepeler içinde yüksek eğimli yokuşlar, köysüz rotalarda pedallarken bizim için ilginç ne vardı? Durup çıktığımız yokuşları izliyor, uyanan doğada suların uzaklardan gelen şırıltısında notaları takip ediyorduk. Öyle delirten bir yokuş vardı ki, manzarasız, hiçlik bir coğrafya, toprak kaygan zeminde içine çekmek yerine itiyordu işte! Koçkarı park edip yollara yatıyor, bulutlardan medet umuyordum. Gökyüzünün asiliğinde bir yol göstericilik arıyordum. Ama bulmak ne mümkün!

Yol süprizleri

 

kuşmer yaylası yolu

Hiçliğin ortasında bir kulübe vardı, bir ses, bir soluk arandık etrafında zamansızca. Kış henüz gitmedi, insanlar gelmedi dedik. Sessizce, amansız yokuşlara verdik kendimizi. Uzaklarda 2 çift göz, el edip sohbete çağırıyor. 2 çocuk ruhlu ihtiyar tepeye tünemişler göçmen kuşlar gibi! Güneşi görünce çıkıp gelmişler, hiçlikteki kulübelerine! Biri Of’lu, biri Bayburt’lu 2 yoldaş arıcılık yapıyorlar. Hanımlardan, torunlardan, ülkenin nereye gittiğinden, nerden geldiğimizden bahsederken daha yarılayamadığımız yoldan ve devam eden yokuşlardan bahsedip üzdüler bizi biraz! Ama gözlerinin içindeki hayata tutunan yaramaz ruhları, vefakar dostlukları nicedir görmediğimiz güzellikleri hissettirince Bayburt’un dağları da, çorak manzarası da ruhumuzu besledi ansızın.

Kuşmer yaylası

 

 

soğanlı dağları

Ondan sonrasını hatırlamıyorum, tıngır mıngır çıkmışız yolları, hiç yaylaya benzetemediğimiz Kuşmer önümüzde beliriverdi! Yayla boştu. Bir kaç hane yavaştan evlerini açmaya, tadilat yapmaya çalışıyorlardı. Bilgili bir abiye benziyorsun diyen edasıyla bir aile reisi belirdi karşımızda, muhabbete koyulduk. Sohbet derine gidecek gibi, konular çeşitlenerek artıyordu. Bu yaşlı delikanlı Kuşmer’e yaptıklarını, yapacaklarını, adanmışlıklarını anlatıyordu uzun uzun. Helikopter pisti bile vardı sırada. Arkadan hummalı bir şekilde çalışan Anadolu kadını sahneye girip çıkıyordu ya, bir şeye ihtiyacınız var mı diye gayri ihtiyari soran olmadı. Ramazan ayındayız dedim içimden, biz seferiyiz ama ne önemi var onlar niyetli olsa gerek. Böyle küçük yerlerde sağlık yüzünden bile orucunu tutamasan ses etmezsin yoksa yargılayan bakışlardan, tavırlardan kurtulmak ne mümkün!

 

Bilgili abi dedi ki, siz Şekersu’ya Uzungöl’e falan bir gidin hele, bakının, kalacak yer bulamazsanız, dönün gelin biz burdayız, burda ağırlarız sizi! Alt metinde istenmediğimiz tatlı bir dille ifade edildi. Altımızdaki, bize ana hareketi sağlayan aracımız bisikletti, motorsiklet ya da araba değildi. Abi bizi istemiyor, bir güzel de salak yerine konduk, yolumuz uzun, çıkalım hele şu Kuşmer yaylasını da, bakalım neler var önümüzde!

Yaylalar

kuşmer yaylası bayburt

Marko Tonyalı olunca tabi, Kuşmer yaylasını da yaylaya benzetemedi! Enerjimiz tutmadı Kuşmer’le, çılgın yokuşları bir hışımda tırmandık ama ne yokuşlar, sanki paçamıza yapıştı bırakmak istemedi bizi! Arkamızda bırakmayı başardık ve karşımızda bütün ihtişamıyla, karlı tepeleriyle Soğanlı dağları!

Soğanlı dağları

bayburt of yolu soganlı dagları

Soğanlı dağlarını gören bu ufak yaylada dağ manzarasına karşı çadırımızı kurabilir miyiz diye niyetlendik. Bisikletlerimizi otların arasından uygun bir yere sürükleyerek götürdük. Manzara güzel olsa da inanılmaz bir rüzgar vardı ve gece şiddetlenebilirdi. Bir de koyun köpekleri sardı etrafımızı. Farkettik ki yan taraftaki evin kocaman bir koyun sürüsü var ve etraf buram buram kokuyor. Biraz daha dayanmaya karar veriyoruz ve artık yokuş aşağı yoğun rüzgara rağmen uçarak inişe geçiriyoruz. Soğanlı dağlarının zirvesi karlarla kaplı, soğuğu her yönden çarpıyor. Yol toprak ama iniyoruz uzun uzun. Marko gözden kayboluyor, yolu takip ediyorum ve asfalt anayol görünüyor.

Soğanlı geçidi

 

soğanlı gecidi bisiklet

Marko Soğanlı gecidi tabelasını bulmuş bile en güzel fotoğraflayabileceği açıyı belirlemeye çalışıyor. Rüzgar o kadar kızgın ki sanki tabelayı kökünden söküp atacak. Uçmadan fotoğrafımızı çekiyoruz. Çıktığımız yol D915-Bayburt-Of yolu. Köşede terkedilmiş, viran bir otel var. Eskiden bu yol işlekken iş yapıyordu belki, şimdilerde yol oldukça ıssız. Of yönüne doğru pedallamaya başlıyoruz. Derebaşı virajları için bir yol ayrımı karşımıza çıkıyor, Karayolları D915 Bayburt-Of yoluna girilmez tabelası asmış. Bu tabelanın motorlu taşıtlar için olduğunu düşünüyoruz ve  sanki cennetin kapısından girer gibi dünyanın en tehlikeli yollarından olan D915 yoluna giriyoruz.

D915 Bayburt Of yolu Derebaşı virajlarına giriş

 

soğanlı dagları derebaşı virajları giriş

İnişimiz devam ediyor, yol toprak ve uçurum kenarından ilerliyor, etraf uzun zamandır toprağı kaplamış karlarla bembeyaz. Sanki doğa uyanmak için can atıyor, yeşilleniyor da karlar son demlerini uzatmak için direniyor. Hava kararmaya başladı bile, kendimize en kısa zamanda bir çadır yeri bulmalıyız. Eğimli bir arazi de, yollar incecik zik zaklarla ilerlerken karşımızda bulutlar ve sisle kaplanmış Derebaşı virajları bütün ihtişamıyla beliriyor. İşte aradığımız manzara, yol kenarında da çadırımızı kurmak için ufacık bir alan var. Rüzgarın hırçınlığı hiç dinmedi sanki, birileri onu daha da sinirlendirdi, homurtuları artarken, hızı da etraftaki herşeyi uçuruyor. Bulutlar bu hırçın rüzgardan saklanmak için vadiye sığınmışlar da sakinliğin tadını çıkarıyorlar gibi, rüzgar onları bulana dek!

Derebaşı virajlarında kamp atmak

 

derebaşı virajları başı

Çok dikkatli bir şekilde, çadır malzemelerimizi kaybetmeden atıyoruz kampımızı. Rüzgar dolu dizgin eserken Koçkar ve Kuzgun’ u uçmayacak şekilde sabitliyor, kilitliyoruz. Gece kamp yaparken güvenliğimizi nasıl sağladığımızı “Bisiklet turunda güvenlik” yazımızda detaylı şekilde yazdık, ziyaret edebilirsiniz. Çadırımızın içine girer girmez, hava kararıyor ve günün tatlı yorgunluğuyla uykuya  dalıyoruz. Dışarda baş aşağı olmuş bulutların sakinliğinde rüzgarın çadırı sağa sola eğen hırçınlığı, 700binkm olarak bizi, güneşle ayı anlatıyor sanki. Bu zıtlığın varlığıyla yol olmuşcasına Derebaşı virajlarında olmanın huzurunu yaşıyoruz.

3.günün rota detayları:

Bir sonraki bölüm Derebaşı virajlarının zorlu yollarından geçerek Turnalı tırmanışına başladığımız 4. gün üzerine olacak. Görüşmek üzere…